merkez@anadolulpgdernegi.org.tr

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak - Haziran 2010

Rekabet Kurulunun intifalarla ilgili kararı taşları yerinden oynattı

Dünyada yüzyılı aşkın uygulamasına rağmen rekabet hukuku ülkemizde yeni gelişmeye başladı. Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 1994 yılında yayınlanmasından sonra Rekabet Kurumunun oluşumunu tamamlaması 4-5 yıl sürdü. Piyasaların sistemli işleyişi, toplumun refahı ve rekabet hukukunun gelişimi için bu Kurum çok önemli. Her geçiş aşamasında olduğu gibi bazen haklı, bazen haksız yere cezalar ödeyerek, sıkıntıyı yine girişimciler çekecek. Kararlar alınacak, davalar açılacak, görüşler değişecek… Rekabet hukukunun gelişimi kolay olmayacak.

İntifalar konusunda yaşananlar adeta süreci özetliyor.

Daha önceleri intifanın özel hukuktan gelen bir hak olduğu ve karışılmaması gerektiği düşüncesine sahip olan Rekabet Kurulu, şimdi intifayı rekabetin önündeki önemli engellerden biri olarak görüyor. İstasyonunun intifasını dağıtıcıya vermiş bir bayinin başka dağıtıcıyla sözleşme yapamayacağı, intifa süresince sözleşmesini yenilemek zorunda olduğu, dolayısıyla intifa süresinin sözleşme süresinden ayrı düşünülemeyeceğinden hareketle, intifa süresinin de beş yıldan fazla olamayacağı doğrultusunda karar alıyor.

İntifa süresinin sözleşme süresinden sayılması yönünde Rekabet Kurumunun görüş değiştirmesi piyasanın işleyişini önemli ölçüde etkileyecek.

18.09.2010 tarihinde beş yılını dolduran intifa ve bayilik sözleşmeleri muafiyetten yararlanamayacak.

Kesintisiz süren intifa ve bayilik sözleşmelerinin toplam süresi 18.09.2010 tarihinde beş yılını dolduranlar, Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği kapsamında değerlendirilmeyeceğinden, bu tarihten sonra muafiyetten yararlanamayacak. Muafiyetten yararlanmadığı halde, bayilik sözleşmesi devam edenler, 4054 Sayılı Kanunun dördüncü maddesi hükmünü ihlalden dolayı yaptırımlarla karşılaşacak.

18.09.2005 tarihinden önce düzenleşmiş intifa sözleşmeleri veya bu tarihten önce yapılmış bayilik sözleşmeleri sürerken düzenlenmiş intifa sözleşmelerinin, 18.09.2010 tarihinden önce sona erdirilmesi gerekmekte.

18.09.2005 tarihinden önce başlayan bayilik ilişkisi kesintisiz sürerken, bayi ile yapılan intifa hakkının devri sözleşmesi 2005 yılından sonra yapılsa bile 18.09.2010 tarihinden itibaren muafiyetten yararlanamaz.

Örneğin; 31.12.2002 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandı. Bayilik ilişkisi kesintisiz sürerken 31.12.2007 tarihinde istasyonun intifası devredildi ve beş yıllık bayilik sözleşmesi yenilendi. Bu durumda 18.09.2010 tarihinden itibaren muafiyetten yararlanılamaz.

Akaryakıt şirketine ait LPG dağıtıcısının yaptığı sözleşmeler de intifadan aynı ölçüde etkilenir.

Akaryakıt dağıtım şirketinin intifa süresi beş yılı doldurmuş, ancak aynı şirketin sonradan düzenlediği LPG bayilik sözleşmesi henüz beş yılını doldurmamışsa, intifa kaldırılmış olması kaydıyla beş yılın sonuna kadar muafiyet devam eder.

Örnek: Akaryakıt dağıtım şirketi 2001 yılında istasyonun intifasını 15 yıllığına aldı ve 5 yıllık bayilik sözleşmesi düzenledi. 2006 yılında bayilik sözleşmesini 5 yıl uzattı. 2008 yılında aynı şirket LPG dağıtıcı lisansı aldı ve aynı bayi ile 5 yıllık LPG bayiliği sözleşmesi tanzim etti. Bu durumda 18.09.2010 tarihinde akaryakıt bayiliği sözleşmesinin muafiyeti son bulur. LPG bayiliği sözleşmesi; intifa 18.09.2010 tarihinden önce kaldırılmış olmak kaydıyla, 2013 yılına kadar muafiyetten yararlanmaya devam eder. 

Aynı gruba ait akaryakıt ve LPG dağıtım şirketlerinden birinin aldığı intifa, diğerinin istasyonda yaptığı sözleşmelerin kesintisiz devam ettiği kanaatini oluşturur.

İstasyonun intifasını elinde bulunduran akaryakıt dağıtım şirketiyle aynı gruba ait LPG dağıtım şirketinin aynı bayiyle yaptığı sözleşme beş yılın sonunda intifa tamamen kaldırılmadan yenilenirse muafiyet kalkar.

Örnek: Holding A.Ş.’ye ait akaryakıt dağıtım şirketi istasyonun tamamının intifasını 2002 yılında 20 yıl süreyle aldı ve bayilik sözleşmelerini yıllık yeniliyor. Holding A.Ş nin yönetiminde etkili olduğu LPG dağıtım şirketi de aynı istasyona 2004 yılında 5 yıllığına bayilik verdi. Sözleşme 2009 yılında yenilendi. Her iki şirkette 18.09.2010 tarihinden itibaren muafiyetten yararlanamaz. Şirketler muafiyetten yararlanmaya devam etmek için intifayı kaldırmaları ve tekrar bayilik sözleşmesi yapmaları gerekir.   

LPG dağıtıcısıyla akaryakıt dağıtıcısı intifalı istasyonlarına ikmal için aralarında anlaşmışlarsa intifa diğer dağıtıcının sözleşmelerini de etkileyecektir.

Akaryakıt dağıtım şirketinin intifasını aldığı istasyonlara ikmal anlaşmasına dayanarak LPG dağıtıcısının oluşturduğu bayilikler beş yılın sonunda muafiyetten yararlanamaz. Dağıtıcılar arasındaki anlaşma bitirilmeden veya intifa kaldırılmadan LPG dağıtım şirketinin aynı bayiyle yaptığı sözleşme kesintisiz devam ediyor kabul edilir ve muafiyet sona erer.

Örnek: Akaryakıt dağıtıcısının intifasını elinde bulundurduğu istasyonlara LPG dağıtıcısının bayilik vermesi için iki şirket aralarında anlaştı. LPG dağıtıcısı bu anlaşmaya dayanarak 2004 yılından 2007 yılına kadar çeşitli tarihlerde 15 istasyona bayilik verdi. 18.09.2010 tarihinde 18.09.2005 tarihinden önce verdiği bayiliklerin muafiyeti biter. Diğerleri de beş yıl dolunca biter. Muafiyetin devam etmesi için akaryakıt şirketinin intifayı kaldırması veya dağıtım şirketleri arasındaki anlaşmanın son bulması gerekir.

Akaryakıt dağıtım firmasıyla LPG dağıtım firması arasındaki ilişki yatay ilişki olduğundan birbirleriyle düzenledikleri intifalı istasyonlara LPG bayiliği verilmesi için yapılan anlaşma hiç bir zaman grup muafiyeti tebliğiyle getirilen muafiyetten yararlanamaz.

Sözleşmelerin 2002/2 sayılı Tebliğe uyarlanması için verilen süre 18.09.2010 tarihinde sona erecektir.

18.09.2010 tarihinde sözleşmelerin tebliğe uyarlanması için verilen süre tamamlandığından bu tarihten itibaren sözleşmelerde beş yılı aşan veya süreyi belirsiz hale getiren hükümlerin bulunması muafiyeti kaldırır. Bu tarihe kadar sözleşmelerde 5 yılı geçen veya süreyi belirsiz hale getiren hükümlerin olması yeterli değildi. Sürenin fiilen beş yılı geçmesi gerekiyordu. 18.09.2010 tarihinden sonra bayilik sözleşmelerinde veya intifa sözleşmelerinde süre koşuluna uymayan hüküm olursa, fiilen koşullara uyulup uyulmadığına bakılmaksızın muafiyet sona erer.

18.09.2010 tarihinde fiilen beş yılı doldurmayıp, sözleşme metinlerinde de beş yılı geçemeyeceği açık bir şekilde belirtilen anlaşmalar, süresi dolana kadar muafiyetten yararlanmaya devam eder.

Örnek: 2007 yılında 8 yıl olarak düzenlenen bir sözleşme, 18.09.2010 tarihinden itibaren muafiyetten yararlanamaz. 2007 yılında 10 yıllık intifa, 5 yıllık bayilik sözleşmesi düzenlenmişse 18.09.2010 tarihinden önce intifa süresinin 5 yıla düşürülmesi gerekir. Aksi takdirde muafiyetten yararlanılamaz.

Dağıtım şirketinin veya bayilerin isim değiştirmesi, devredilmesi veya birleşmesi çok özellikli durumlar dışında neticeyi etkilemez.

Devir ve birleşmeler tüm hakların el değiştirmesi şeklinde gerçekleştiğinden sözleşmelerdeki yükümlülükler aynen el değiştirmektedir. Dolayısıyla süreler açısından bayi veya dağıtıcının isim değiştirmesi, devredilmesi veya birleşmesinin önemi yoktur.

Dağıtıcının intifa karşılığı bayiye ödediği bedelin 5 yılı aşan süreye isabet eden kısmını geri alması mümkün gözükmüyor.

İntifa sözleşmeleri 4054 Sayılı Kanunun 4. maddesine aykırı değildir. Dolayısıyla aynı Kanunun 56. maddesi uyarınca geçersiz kabul edilip, sebepsiz zenginleşmeye dayalı talepte bulunulamaz. İntifa sözleşmeleri, işletme sözleşmelerinin süresini etkilediği için Rekabet Kurulunun tebliğle getirdiği muafiyet tanıma koşullarına aykırıdır. Bu durum intifayı geçersiz hale getirmez.

İntifa sözleşmesi her koşulda geçerlidir. Dolayısıyla; intifa geçersiz kaldığı gerekçesiyle bayi aleyhine sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre dava açılamaz. 

Süresi beş yılı aşan intifa sözleşmeleri 4054 Sayılı Kanunun 4. maddesine değil, muafiyet tanımak için Rekabet Kurumunca belirlenen koşullara aykırıdır.

Anlaşmalara 5 yılı aşan rekabet etmeme yükümlülüğü konulmaması şartını Rekabet Kurulu muafiyet tanımanın koşulu olarak getirdi. Kanunda böyle bir yükümlülük yer almamaktadır.

Sözleşmenin süresi 4. maddeye aykırılığı etkilemez. Süre sadece muafiyetten yararlanma koşullarıyla ilgilidir. Muafiyetten yararlanamayan bayilik sözleşmeleri 56. maddeye göre geçersiz olur. Buradan hareketle intifa sözleşmelerinin de geçersizliğinden bahsedilemez.

İntifanın önemi bayilik sözleşmelerinin süresine etki etme gücünden gelmektedir. İşletme sözleşmesini etkileme gücü olmayan intifa sözleşmesinin süresinin kaç yıl olduğunun hiç bir önemi yoktur.

İntifa bedelleri bayiden talep edilebilecek olsa dahi dava açma süreleri yıllar öncesinden sona ermiştir.

Sözleşme sürelerine üst sınır Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliğiyle getirildiğinden dava açma süresi tebliğin yayımı tarihinde başlamış olur. 2002 sayılı muafiyet tebliği 14.07.2002 tarihinde yayınlandığından bir yıllık dava açma süresi 14.07.2003 tarihinde bitmiştir.

2002/2 sayılı tebliğle; istasyona yapılan yatırımın %35 inden fazlasını dağıtıcının karşıladığı durumlarda süreler 10 yıla çıkarken, 18.09.2003 tarihinde yayınlanan 2003/3 sayılı tebliğle süre 5 yıla düşürülmüştür. Bundan dolayı; istasyondaki yatırımın %35’inden daha azını karşılayan dağıtıcılar açısından dava açma süresi 14.07.2003 tarihinde biterken, yatırımın %35’inden fazlasını karşılayanlar için dava açma süresi 18.09.2004 tarihinde son bulmuştur.   

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak

Rekabet Kurumunun intifalarla ilgili kararı taşları yerinden oynattı. Bu değişim devam edecek.  Tebliğlerle tanınan muafiyetlerin çoğunun 4054 Sayılı Kanunun 5. maddesinde sayılan koşulları taşımadığı anlaşılacağından muafiyet tebliğleri gözden geçirilecek. Akaryakıt piyasasında muafiyet şatlarının tamamen kaybedildiği görüleceğinden bayilik sistemi sorgulanmaya başlayacak. Rekabet mevzuatımız istisnalar dışında bayilik sözleşmelerini yasaklarken, EPDK’ nın lisans verirken bayilik sözleşmesinin ibrazını en önemli şart olarak görmesi gibi çelişkiler toplumun rekabet bilincindeki gelişme süreci içerisinde giderilecek.

Rekabet bilincinin gelişmesi halkımızın refahını artıracaktır. Bu gelişim sürecinin uzun yıllar almaması için hepimiz üzerimize düşeni yapmalıyız.

Mehmet EFE   

Sosyal Medya'da Paylaş