merkez@anadolulpgdernegi.org.tr

Petrol ve LPG Piyasasında Regülasyona İhtiyaç Kalmadı - Şubat 2013

10 yıllık uygulama sonucunda EPDK’nın petrol ve LPG piyasalarının işleyişine katkısının bulunmadığı ortaya çıktı.  Piyasaların Kuruma bağlanmasındaki amaç, akaryakıt ve LPG nin rekabet ortamında etkin ve verimli şekilde kullanıcılara sunulmasıydı. Ancak beklenen olmadı. Kurumun uygulamaları piyasadaki rekabeti kısıtladı. Rekabetin engellenmesi ve gereksiz regülasyonlar toplumsal refah kaybına yol açtı.  Piyasadaki verimlilik düştü. Düzenleme ve uyum maliyetleri tüketicilere yansıtıldı. Orantısız yaptırımlar belli firmalara avantaj sağlarken, gerçek yatırımcıları piyasadan uzaklaştırdı. Değişken düzenlemeler ve hukuksuz idari para cezaları ortamı güvensizleştirdi.

Esasen başlangıçta da petrol ve LPG sektöründe regülasyona gerek yoktu. Elektrik ve doğalgaz piyasaları düzenlenirken yürütmeye güvenmeyen çevrelerin baskısıyla bu piyasalar EPDK’ya bağlanmıştı. Petrol ve LPG piyasası doğal tekellerin olduğu elektrik ve doğalgaz piyasasından çok farklıydı. Aksine, petrol ve LPG piyasasında devlet tekeli yeni kaldırılmamıştı. Bu piyasalarda hiçbir zaman devlet tekeli oluşmadı. Rekabet, bağımsız düzenleme kurumlarınca düzenlenmeyen piyasalardan daha fazla işliyor ve pazar ekonomisi kuralları hızla yerleşiyordu. İthalat çoktan serbest bırakılmıştı.

Özel düzenlemeye ihtiyaç olmadığı bilinmesine rağmen hiç kimse piyasanın EPDK ya bağlanmasına karşı çıkmadı.

Hakim durumda olan küresel şirketler bağımsız düzenleme kurumuna, geleneksel bürokrasiden fazla güveniyordu. Kurumu daha kolay yönlendirerek oligopolistik güçlerini koruyacaklardı. Halka direkt hesap veren Hükümetin kararlarından uzak olmak onlar için faydalıydı.

Ulusal şirketler pazardan hak ettikleri payı alamadıklarına inanıyordu. EPDK rekabeti korumak adına grup tekeli yapıya karşı yerel firmaları destekleyebilirdi. 

Bürokratlar bağımsız denetim kurullarını ilerisi için yeni fırsatlar olarak görüyordu. Kurul başkan ve üyelikleri için kendilerini tanımlıyorlardı. Düzenlemeleri hazırlayan her bürokrat, bu görevler için taslağa bir tek adını ve soyadını yazamıyordu.

Hükümet, o dönemde kök salmış yapısal sorunlarla mücadele ediyordu. Dışa bağlı LPG ve akaryakıt fiyatları üzerinden yıpratılmak istenmiyordu. Piyasaların EPDK’ya bağlanması hükümetin ihtiyaç duyduğu zamanı kazanması için iyi bir fırsattı.

Muhalefet hükümetin feragatine itiraz edecek değildi. O dönemde hükümet ile devlet farklı anlamlar ifade ediyordu ve piyasalar devlette kalmıştı.

EPDK dışında bütün taraflar petrol ve LPG piyasasının regülasyona ihtiyacı olmadığını biliyordu.

Kurum enkaz devraldığını, piyasaların kendisine acil ihtiyacı olduğunu, sektörü hızla düzenlemesi gerektiğini sanıyordu. Daha fazla vakit kaybetmeden yaptırımlar uygulamalıydı. Piyasa kan ağlayarak kurtarıcısını bekliyordu. Bütün gayretine rağmen lisans yönetmeliğini altı aydan önce çıkaramayan ve ardından altı ay da uygulayamayan Kurum, kalan üç aylık süre içinde lisans alamayanları kötü cezalandırdı. Lisans alamayan bayilere ve lisansız bayilere ikmal yapan dağıtıcılara hiç yoktan iki katrilyonluk idari para cezası düzenledi. Aradan bir yıl geçtikten sonra petrol piyasasına uyguladığı aynı cezayı LPG piyasasına da uyguladı. Hiç hak geçirmedi. Bir sağdan bir soldan cezalandırdı. Ancak cezaların tamamı haksızdı. Tamamı gereksizdi. Sevk edilen malın faturasının kaç günde düzenlenebileceği veya idari para cezasının hangi şartlarda kesinleşeceği dahi bilinmeden ülke tarihinin en yüksek cezaları kesiliyordu. 

İdari para cezası tutarlarının fiil ve şirketin hacmiyle orantısız olması muhataplar nezdinde farklı etkiler doğurdu. Cezalar kimine göre astronomik, kimine göre komikti. Rekabeti düzenlemekle görevli Kurum bizzat rekabete zarar veriyordu. Ancak bu daha başlangıçtı. Büyük şirketler maktu idari para cezalarının sık uygulanmasından memnundu. Yıllardır özlem duydukları küçükleri temizleme harekâtını Kurum kendiliğinden yapıyordu. Ceza verilirken yapılan hatanın diğer düzenlemelerde de yapılması kaçınılmazdı. Sermayesi belli tutarın altında olan şirketlerin piyasaya girişi engellendi. Asgari 3300 ton stok yükümlülüğü getirildi. Yıllık 60 bin ton satış yapamayan şirketlerin lisansı iptal edildi. Dağıtıcıların kendi istasyonlarında satabileceği yüzde on beş sınırı kaldırıldı. Büyük şirketlerin öteden beri kendi işleyişleri için uyguladıkları istasyon otomasyon sistemi, diğer şirketlere de dayatıldı. Piyasada rekabetin engellenmesi adına yapılabilecek her şey yaptırıldı.

Kurumun düzenleme iştahı giderek kabarıyordu. Piyasayı kurtarmalıydı. Bu iştah zaman zaman büyükleri de rahatsız etti. Piyasayı düzenlemenin tek yolunun rekabeti sağlamaktan geçtiğini Kurumun bir gün anlayacak olmasından çekiniyorlar. 

LPG ve petrol piyasasının düzenlenmesine ihtiyaç olmadığı artık Kurum içinde bile konuşuluyor. Kamburdan kurtulmazlarsa elektrik ve doğalgaz piyasalarıyla ilgili düzenlemeleri de sorgulanmaya başlanacak. 

Yerli firmalar, küresellerle mücadelesinde EPDK’dan destek alamayacağını kesin olarak anladı.  

Hükümet artık ensesinde başsavcının nefesini hissetmiyor. Her konuyla ilgilenip çözüm bulmak peşinde koşuyor. Bağımsız düzenleyici kurumların arkasına gizlenmeyecektir.

Geleneksel bürokrasi Kurumdan ümidini kesti. İçinde Kurum olmayan taslaklar hazırda bekliyor.

Deregülasyon kaçınılmaz hale geldi.

Belki yarın, belki yarından sonra.

Mehmet EFE