merkez@anadolulpgdernegi.org.tr

EPDK'nın Açıklaması Tepkileri Dindirmedi - Aralık 2011

EPDK 28.07.2011 tarihinde yürürlüğe giren yönetmelikle dağıtıcıların kendi istasyonlarındaki satışın toplam satışlarının yüzde onbeşini geçemeyeceğine dair sınırlamayı kaldırmıştı. Sınırlamanın kaldırılmasına sivil toplum örgütlerinin tepkileri sürüyor.

EPDK petrol piyasasının en önemli düzenlemesini yaparken ilgili tarafların görüşünü almamıştı. PUİS, dağıtıcılara istasyonculuk yapma yolu açıldığına göre bayilere de direkt rafineriden ürün alma izni verilmesini isteyerek düzenlemeye tepkisini gösterdi. TABGİS, yönetmeliğin iptali için Danıştay’a başvurdu. ANADOLU LPG SİAD, uygulamadan vazgeçilmesi için EPDK’ya müracaat etti. Petrol Piyasası Dairesi Başkanlığı ANADOLU LPG SİAD’ın müracaatına cevap olarak gönderdiği açıklamada uygulamadan vazgeçmeyeceğini ve düzenlemenin gerekli olduğunu belirtti.

 Kurumun ANADOLU LPG SİAD’a cevap olarak yaptığı açıklama tepkileri dindirmediği gibi yeni endişelere yol açtı. Sivil toplum örgütlerinin tepkilerine rağmen EPDK’nın yönetmeliği değiştirip değiştirmeyeceği bilinmez ancak, bundan sonra piyasadaki tartışmaların farklı bir boyuta taşınacağı kesin. Yıllardır Kurumun bölünmesi tartışılıyordu; bundan sonra petrol ve LPG piyasalarında düzenleyici kuruma ihtiyaç olup olmadığı tartışılacak.

EPDK nın sekiz yıllık uygulamaları analiz edilip petrol ve LPG piyasalarına faydaları ve zararları gözden geçirilmelidir.

 Son olarak geçtiğimiz günlerde ANADOLU LPG SİAD Petrol Piyasası Dairesi Başkanlığı’na tekrar bir yazı göndererek, uygulamanın yararlı ve hukuki olduğu yönündeki açıklamalarını dayandırdığı hususlarda Dairenin yanıldığını bildirdi.

ANADOLU LPG SİAD ın Kurumun açıklamalarına cevabı;

  1. İstasyonların işleyişiyle ilgili son derece önemli bir yönetmelik değişikliğini taraflardan görüş almadan gerçekleştirdiğiniz ve sivil toplum örgütlerinden gelen haklı tepkilere rağmen düzeltmeye gitmediğiniz halde, yanlışın düzeltileceği inancını koruyarak girişimde bulunmadan aylarca bekleyen Derneğimizin erken davranmak suretiyle sağlıksız iletişim kurduğuna yönelik değerlendirmeniz kabul edilemez türdendir.
  2. Yazınızda yüzde onbeş pazar payı sınırlamasının fiilen veya hukuken kaldırılmasının söz konusu olmadığı belirtilmektedir. Ancak yönetmelik değişikliğiyle ayrı bir şirket kurarak dağıtıcılara satışlarının tamamını kendi istasyonlarında gerçekleştirme yolu açılmıştır. Dağıtıcılar bayilik faaliyetini zaten ayrı şirket kurarak gerçekleştirdiğinden sınırlamanın fiilen ve hukuken kaldırıldığı açıktır.
  3. Dağıtıcının kendi işlettiği istasyondan ne anlaşılması gerektiğinin yönetmelikle açıklanması için değişikliğin yapıldığını belirtmektesiniz. Ancak piyasanın böyle bir acil açıklamaya ihtiyacı bulunmamaktadır. Fakat bazı şirketlerin istasyonlarda rekabeti önlemek için kaldırılan intifaların yerine koyabilecekleri ikame yöntemlere acil ihtiyacı bulunmaktadır. Gereksiz bir yönetmelik değişikliğine ihtiyaç duyulduğu anda tamamen rastlantı sonucu bazılarının da istasyonların uzun süreli intifa hakkı yerine istasyonların mülkiyetini alma ihtiyacı doğmuştur. Birkaç firmanın yüksek menfaatleri, yine aynı rastlantı sonucu, tam yönetmeliğin değiştiği sırada sınırlamanın acilen kaldırılmasını gerektirmektedir.
  4. Birinci cümlesiyle yüzde onbeşlik sınırlama getiren fıkranın takip eden ikinci cümlesinde (5015sk, m7/5) “Dağıtıcıların yurt içi pazar payı, toplam yurt içi pazarın yüzde kırkbeşini geçemez” ifadesi bulunmaktadır. Yorumunuza göre ayrı şirket kuran herkes yüzde kırkbeşlik kanuni sınırı aşabilir.
  5. Yüzde onbeş sınırlamasını kaldıran değerlendirmenize göre yüzde kırk beşlik sınır da aynı unvana sahip kişiler için geçerlidir. Bir dağıtıcının pazar payı yurt içi pazarın yüzde kırkbeşini geçince ayrı bir şirket kurarak pazar payını büyütmeye devam edebilir.
  6. Yazınızda Derneğimizin varsayımlara dayalı kanun yorumladığı belirtilmektedir. Oysa pazar payı hesaplamanın evrensel kuralları vardır. Dünyanın her yerinde şirketin hukuki veya sermeye bakımından ilişkili olduğu grup şirketlerin satış tutarı pazar payı hesabında dikkate alınır. Pazar payının hesaplama şeklinin mevzuatta ayrıca belirtilmesine ihtiyaç duyulmaz. Rekabet Kurumu’nun enerji sektörüyle ilgili verdiği pek çok kararda pazar payı hesaplanmasına yönelik örnekler bulunmaktadır.
  7. Kanun metninde pazar payının nasıl hesaplanacağına ilişkin açıklama bulunmasa dahi kanun yüzde onbeş veya yüzde kırkbeş pazar payından bahsetmişse aynı unvanla yapılan satışlar değil dağıtıcının ve dağıtıcının ilişkili bulunduğu firmaların tamamının satışlarının yüzdesini anlamak gerekir.
  8. Piyasa düzenlemelerinde pazar payının önemi, firmanın ilgili pazardaki kararları ve fiyatları etkileyebilme kabiliyetinin göstergesi olmasından kaynaklanmaktadır. Belli pazardaki kararları etkileyebilme gücünün hesabında ortak hareket etmek durumunda olan grup firmaların birlikte değerlendirilmesi zorunluluktur.
  9. ABD de rekabet ihlallerine yönelik davalarda pazar payı ilişkili firmaların toplam satışlarına göre belirlenmiş ve federal mahkeme bu belirlemeye göre yüz yıldır firmalara çok ağır cezalar uygulamaktadır. Ülkemizde de son onbeş yılda aynı şekilde pazar payı tespitine yönelik pek çok uygulama vardır. Rekabet Kurumu’nun uygulamaları bugüne kadar defalarca Danıştay’ın onayından geçmiştir.
  10. Yazınızın Derneğimize Kanun’un felsefesini öğretmeye yönelik bölümleri bile temel yanılgılar içermektedir. Kanun’un genel gerekçesindeki “dikey bütünleşmiş yapılanmadan” kasıt, şirketin dikey bütünleşmesi değil, piyasanın dikey bütünleşmesidir. Petrol piyasasının entegrasyonunu şirketlerin dikey bütünleşmesi olarak algılamak temel yanılgıdır. Tekstil firmasının pamuk tarlası işlemesi veya yün tedarik etmek için sürü beslemesi tavsiye edilmez. Ancak, piyasaların dikey bütünleşik yapıya kavuşması her zaman arzulanan bir durumdur.
  11. Petrol Piyasası Kanunu’nun dikey bütünleşik şirketler amaçladığı yönündeki değerlendirmeniz Kanun’un gerekçesindeki bir ifadenin yanlış algılanmasından kaynaklamaktadır.
  12. Yazınızda Avrupa Birliği üyesi ülkelerde akaryakıt istasyonlarının yaygın olarak dağıtıcılar tarafından işletildiği birçok ülke bulunduğu ve bu ülkelerde rekabetin ortadan kalkmadığı belirtilmektedir. Ancak, Avrupa ve ABD pazarında istasyonların kimin kontrolünde olmasının önemi bulunmamaktadır. Bu ülkelerde üretim, ithalat ve dağıtım aşamasında zaten rekabet sağlandığından istasyonlarda pazar payı sınırlamasına gerek duyulmamıştır. 5015 sayılı Kanun’un yayınlanmasının ardından akaryakıt piyasası rekabet açısından diğer piyasalarımızdan ve yurt dışı piyasalardan negatif yönde ayrışmıştır. Avrupa ve ABD pazarındaki rekabet mukayese edilemeyecek kadar ileridir:
  13. AB ve ABD pazarlarında akaryakıt ve LPG piyasasını düzenleyen EPDK benzeri bir kurum bulunmamaktadır.
  14. Bu ülkelerde akaryakıt istasyonunun sadece belli bir dağıtıcıdan alış yapma zorunluluğu yoktur. Hatta dağıtıcıdan temin yapma zorunluluğunun bulunmadığı durumlar vardır. Ülkemizde istasyonlar belli bir dağıtıcıyla bayilik sözleşmesi yapmadan lisans alamaz. Dağıtıcıyla sözleşme yapmamış istasyon akaryakıt istasyonu olarak kabul edilmez. Bayilik sözleşmesiyle istasyonun sıkı sıkıya dağıtıcıya bağlanmasıyla ve özel hukuk yaptırımlarıyla yetinilmez ayrıca EPDK istasyonun başka dağıtıcıdan veya başka bayiden ikmal yapmasını önlemeyi en asli vazifesi kabul eder. Bazen bu o kadar abartılır ki, bayinin kendi ihtiyacı için başka istasyondan aldığı yakıttan dolayı bayiye idari para cezası düzenlenir.
  15. Üretim ve ithalat aşamasında AB ülkeleri ve ABD de rekabet işlediği halde Ülkemizde bu aşamalarda rekabet hiç yoktur. Üretimi sadece bir şirket gerçekleştirmekte, ithalat ise sınırlandırılmaktadır. Rafinerici, dağıtıcılar ve ihrakiye teslim şirketleri dışındakilere ithalat yasaklanmıştır.
  16. AB ve ABD de dağıtım aşamasında rekabet engellenmemiştir. Oysa ülkemizde dağıtım aşamasında rekabet işlemez. Rekabetin önünde sayısız barajlar bulunmaktadır. Üstelik bu barajlar yükselme eğilimindedir.
  17. 10 milyon TL asgari ödenmiş sermayesi bulunmayan şirket sektöre giremez girdikten sonra Kurum’un artırdığı ödenmiş sermaye barajını aşamayan şirketler piyasadan çekilir.
  18. Yıllık 60 bin ton satış yapma zorunluluğu vardır. Bu tonajın altında kalan dağıtıcının lisansı iptal edilir.
  • 3.300 ton en az stok bulundurma zorunluluğu vardır. Bu zorunluluk piyasaya giriş engeli oluşturur.
  1. Piyasaya yeni girecek dağıtıcının bayi bulması imkânsız hale getirilmiştir. Mevcut istasyonlar ya dağıtıcınındır ya da dağıtıcı tarafından intifa veya benzeri kredi sözleşmeleriyle bağlanmıştır.
  2. Yeni istasyon açılması mesafe tahdidi gibi sınırlamalarla engellenmiştir.
  3. Cirosu iki milyar doları geçmeyen şirketlerden binde bir katılma payı alınır. Bu tutarı geçen cirolar katılma payına tabi değildir. EPDK çok kazanandan az, az kazanandan çok pay alarak ve küçük dağıtıcılara bazen iki kat katılma payı yükleyerek büyükler lehine piyasaya sürekli müdahale eder.
  • Fahiş düzeydeki idari para cezaları ile lisans bedelleri nispi değildir. Maktu uygulama büyükler lehine ayırım sağlarken yeni girenlere ve küçüklere hayat şansı tanımaz.

AB ve ABD de bu barajlar bulunmamaktadır. Ülkemizde rekabetin önüne yeni engeller getirilmeye ve mevcut engeller yükseltilmeye devam etmektedir.

  1. AB ülkelerinde dağıtıcılar taşıma veya depolama ücreti adında çok düşük kârlar ekleyerek ürünü bayiye devrediyor. Ülkemizde ise dağıtıcılar yüksek kârlar elde etmektedir. Bayiye kredi vermek, ipotek almak vb bankacılık türü faaliyetlerle önce istasyonda belli bir süre rekabet engellenmekte, ardından istenilen fiyattan ürün satılıp, istendiği gibi bayinin pompa fiyatı belirlenmektedir.
  2. Ülkemizdeki dağıtıcıların kârı AB ülkelerindeki dağıtıcıların üç katına ulaşmaktadır.
  3. AB ve ABD de akaryakıt istasyonları hukuki güvenlik ortamında faaliyetlerini sürdürür. Bizim istasyonlarımıza haksız yere milyarlarca lira idari para cezası düzenlenmiştir. İstasyonların lisanslandırılması Kurum’un kendi hatasından dolayı geciktiği halde, süresinde lisans almadıkları gerekçesiyle bayilerin büyük bölümüne haksız idari para cezası uygulanmıştır. Rafinericiler ve dağıtıcıların marker ekleme yükümlülüğünü düzenleyen bir maddeye dayanılarak bayilere hukuksuz ceza düzenlenmektedir. İş hacimleri gereği ayrıca idari davalara bakacak avukat istihdam edemeyen bayiler hukuksuz cezaları ödemek zorunda kalmaktadırlar.
  4. AB ve ABD ülkelerinde fiyatlara müdahale etme ihtimali dahi konuşulmaz. Bizde müdahale sürekli gündemdedir. Sürekli tavan fiyat belirleme ihtiyacı vardır. Hatta müdahale edilir. Müdahale rekabetin işlemediğinin ilanı anlamına geldiği halde bu durumdan rahatsızlık duyulmaz.
  5. AB ve ABD de akaryakıt istasyonlarındaki perakende satış fiyatını serbest piyasa belirler. Ülkemizde fiyatın nasıl belirlendiği bilinmez. Fiyatları bazen dağıtıcılar, bazen de EPDK Bayiler alış fiyatını da satış fiyatını da belirleyemez
  6. Yazınızda rekabetin sağlanması için piyasayı izlemekte ve gerektiğinde müdahale etmek dahil tüm önlemleri aldığınızı, rekabetin ortadan kalkacağı yönündeki endişemizin haksız olduğunu belirtmektesiniz. Bilindiği üzere, fiyatlara müdahale piyasada rekabetin sağlanması ve korunmasına yönelik bir yöntem değildir. Piyasanın yaşam ünitesine bağlanması bir düzenleme şekli de olamaz. Müdahale; rekabetin ortadan kalkmasının, rekabeti sağlama konusunda beklentilerin kalmamasının ve acze düşülmesinin sonucudur. 
  7. Yazınızda dağıtıcıların istasyonların tamamının sahibi olarak ya da tüm bayilerin bağımsız başka kişiler olduğu mevcut durumdaki gibi yürüttükleri faaliyetlerde rekabeti ortadan kaldırmalarının mümkün olmadığını belirtmektesiniz. Ancak;
  8. Mevcut durumda tüm bayiler bağımsız başka kişiler değildir. Bir kısım istasyonlar dağıtıcılarındır. Geri kalan istasyonların tamamına yakını intifa veya kredi sözleşmeleri benzeri sözleşmelerle dağıtıcılara bağlıdır.
  9. Mevcut durumda olması gereken rekabetin yüzde biri dahi sağlanmamıştır. Zaten büyük ölçüde kaldırılmış olan rekabetin kaldırılamamasından söz edilemez.
  10. Rekabet Kurumu’nun Danıştay kararları doğrultusundaki uygulamaları sonucunda uzun süreli intifa uygulamasına son verilerek istasyonlarda beş yılda bir günlük sınırlı rekabet henüz sağlanmıştır.
  11. Rekabet, üretim aşamasında hiç yoktur. İthalat ve dağıtım aşamasında yok denecek kadar azdır. İstasyonlarda ise intifaların kaldırılmasıyla beş yılda bir gün rekabet sağlanmıştı, yönetmelik değişikliğiyle belli dağıtıcılar akaryakıt istasyonlarını ele geçirdiklerinde beş yılda bir günlük rekabet de ortadan kalkacaktır.
  12. Yazınızda “kendi işlettiği” ibaresini yönetmelikle daha açık hale getirmek üzere söz konusu değişikliğin yapıldığını belirtmektesiniz.

Ancak Kanun’daki “işlettiği” kavramı hiç olmasa dahi pazar payı hesaplanırken ilişkili olanlar dikkate alınır. Dağıtıcının istasyonlardaki satışının toplam pazar payının yüzde onbeşini geçip geçmediğini hesaplarken dağıtıcının sahibi olduğu bayi şirketin satışlarının dikkate alınması gerektiği konusu açıktır. “İşlettiği” kavramı dolaylı ilişkiyi biraz daha genişletir. En azından bu kavram anlamı daraltmaya malzeme olamaz.

Yönetmeliğin ne için değiştiği bizce çok iyi bilinmesine rağmen, “işlettiği” kavramını açıklamak için değişiklik yapıldığını kabul etsek dahi kavramın özel yönetmelik çıkarılarak açıklanması konusu piyasanın öncelikli sorunları sıralamasında yer bulamaz.

  1. Piyasada olması gereken rekabet ortamı sağlanamamıştır. Kanun’un Kurum’a verdiği görevler ancak rekabet sağlanarak yerine getirilebilir. Petrol ürünlerinin kullanıcılara güvenli ve ekonomik olarak sunulmasının piyasada rekabeti sağlamak dışında yolu veya yöntemi bulunmamaktadır. Rekabetin işleyişini önleyen yukarıda bazılarını sıraladığımız ve Kurumunuzca yapılacak düzenlemelerle kaldırılması gereken onlarca engel dururken, bir yönetmeliğin özellikle “işlettiği” kavramını açıklamak için çıkarıldığına ilişkin açıklamanızı anlayabilmiş değiliz.
  2. Avrupa’nın vergisiz akaryakıt fiyatlarının en yüksek olduğu ülkesiyken, kriz dönemlerinde bile rafinerimiz Akdeniz havzası ortalamasının dört katına kadar kârını çıkarabilirken, dağıtıcılar Avrupa ortalamasının üç katı kâr ederken,
  3. Piyasadaki fiyatların nasıl belirlendiği, en yakın erişilebilir Dünya fiyatlarından ne anlaşılması gerektiği, otomatik fiyat mekanizmasının kaldırılmasından sonra nelerin referans fiyat alındığı, erişilebilir en yakın pazarın vergi veya teşvik sistemi gibi kendi koşullarındaki uygulamalarının fiyata etkisinin nasıl arındırılacağı, fiyatlar serbest piyasa koşullarına göre belirlenmiyorsa kim tarafından belirlendiği vb. konular açıklanmazken,
  4. On numara yağ sorunu çözülmemişken, Ankara’nın dibinde Kazan Belediyesi çadırları altındaki kavuncular bile herkesin gözü önünde araçlara yağ ikmal ederken, yağ yakan araçların egzozundan çıkan dumandan otobanlarda ve şehirlerde nefes alınamazken, doğru yakıt kullanılmadığından araçlarımız arızalanırken,
  5. Piyasaya giriş engellerini yükseltmeye çalışan birkaç firmanın oyunuyla belli otomasyon sistemlerini piyasaya dayatıp, Devleti gereksiz yere firmaların anlık stok takibi işine soktuktan sonra, bu işte aksayan onlarca husus dururken,
  6. Danıştay ve yetkili kamu otoritesi intifa sözleşmesinin bayilik sözleşmeleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kabul ederek bu konuda gerekli kararları alıp düzenlemeleri yapmasına rağmen, hala Kurumunuzca bayilik sözleşmelerinin yanında intifa sözleşmeleri aranmazken,

bir kavramın açıklanması için yönetmelik değiştirildiğine inanılmasını bekleyemezsiniz.

Pazar payı hesaplamalarının nasıl yapılacağını ülkemizde ve dünyada bilmeyen kurum, kuruluş veya şahıs bulunmamaktadır. Mülkiyet-işletme kavramlarına takılmak suretiyle yönetmelikle yaptığınız değerlendirme doğru değildir. Hiçbir kurumun keyfi değerlendirmelerle piyasayı bozma hakkı yoktur.

Dağıtıcıların istasyonlarında yaptığı satışın toplam satışının yüzde onbeşini geçemeyeceğine dair sınırlamayı kaldıran düzenlemenizin geri alınması gerektiği hususunu

Tekraren bilgilerinize sunarım.

ANADOLU LPG SİAD ın EPDK’ya Verdiği İlk Dilekçenin Özeti

“Akaryakıt dağıtım şirketlerinin kendi istasyonlarında yaptığı satışın, dağıtıcının yurt içi pazar payının yüzde onbeşinden fazla olamayacağına dair kanuni sınırlamanın, Lisans Yönetmeliği’nde değişiklik yapmak suretiyle Kurumunuzca fiilen kaldırılması piyasalara telafisi imkânsız zararlar verecek, zaten işlemeyen rekabet tamamen yok olacaktır.

Kanun, dağıtıcının kendi işlettiği veya işlettirdiği istasyonlardaki satışın dağıtıcının toplam yurt içi pazar payının yüzde onbeşini geçemeyeceğini kesin olarak belirtmesine rağmen; yönetmelik, sadece dağıtıcının kendi ticari unvanıyla aldığı istasyonlu bayilik lisansı kapsamındaki satışın dağıtıcının toplam yurt içi pazar payının yüzde onbeşini geçemeyeceğini belirtmektedir.

Kanun koyucu akaryakıtın tüketiciyle buluştuğu istasyonların yüzde onbeşinden fazlasının dağıtıcıların yönetimine geçmesini sakıncalı görmüştür. Kanunda geçen “kendi işlettiği istasyonlar” ifadesinden, işlettiği ve işlettirdiği veya bir şekilde yönettiği istasyonların tamamını anlamak gerekir. Neticede yönetmelik değişikliğine kadar bu hüküm böyle anlaşılmıştır. 5015 sayılı Kanun’un yürürlüğünden önce tebliğlerle yürütülen uygulama da aynı şekildeydi.

28.07.2011 tarihinde yürürlüğe giren Lisans Yönetmeliği değişikliği istasyonlarda rekabetin işleyişini önlemek suretiyle akaryakıt ve LPG piyasasına önemli zararlar vereceğinden değişikliğin geri alınmasını arz ederim.”

Petrol Piyasası Dairesi Başkanlığı’nın dilekçeye ilişkin Derneğe gönderdiği açıklamanın özeti;

“Kurum yönetmelik çıkarma yetkisini anayasadan almaktadır. Derneğiniz varsayım olmaktan öteye gitmeyen bir kısım amaçları dikkate almaktadır. İddialarınız gerçek dışı ve varsayıma dayalıdır. Cevabımızı beklemeden basına bilgi vermekle sağlıksız iletişim kurdunuz. Derneğinizin faaliyet alanı Dairemizin görev alanına girmemektedir. 

Yönetmelikte yapılan değişiklikle %15 pazar payı sınırlamasının ne hukuken ne de fiilen kaldırılması söz konusu olmayıp, yapılan işlem dağıtıcının “kendi”sinin işlettiği akaryakıt istasyonundan ne anlaşılması gerektiğinin yönetmelikle açıklanmasından ibarettir. Kurumunuz tarafından yapılan çeşitli çalışmalarda, Kanundaki söz konusu hükmün yönetmelikle düzenlenmesinde, kapsamın daraltılarak ‘mülkiyet’ e de sahip olmayla kısıtlanmasının, dağıtıcı tarafından işletilmekle birlikte mülkiyete sahip olmadan yapılan işletmecilik kapsamındaki satışların pazar payı sınırlaması dışında kalması ihtimalini ortaya çıkarabileceği değerlendirilmiştir. Dolayısıyla dağıtıcı tarafından işletildiği halde söz konusu sınırlama bakımından ayrı işlem görebilecek bayiler arasındaki olası adil olmayan uygulamaların önlenmesi, piyasa taraflarında ortaya çıkabilecek tereddütlerin giderilmesi ve Yönetmelik maddesinin Kanun hükmünün yazıldığı şekilde uygulanabilmesini sağlayacak şekilde daha açıklayıcı bir niteliğe kavuşturulması için değişiklik yapılması gerektiği hususu değerlendirilmiştir.

Kanun metninde dağıtıcının doğrudan kontrolünü yasaklayan açık bir ifade bulunmakta ancak, her türlü dolaylı kontrolün de yasaklandığı anlamına gelecek veya bu yönde yorumlanacak bir ifadeye, imaya vb rastlanılmamaktadır. Kanunun felsefesinin daha doğru anlaşılması için kanunun genel gerekçesindeki dikey bütünleşik yapıların lehine ifadeler dikkate alınmalıdır.

           Kurumumuz piyasayı izlemekte ve gerek gördüğünde piyasaya müdahale etmek dahil tüm önlemleri almaktadır. Dolayısıyla dağıtıcılar istasyonların tamamının sahibi olarak ya da tüm bayilerin bağımsız başka kişiler olduğu mevcut durumdaki gibi yürüttükleri faaliyetlerinde rekabeti ortadan kaldıramazlar. Ayrıca, serbest piyasanın ve rekabetçi uygulamaların ülkemizden çok daha önce ve daha fazlasıyla yerleşmiş olduğu Avrupa Birliği üyesi ülkelerde akaryakıt istasyonlarının yaygın olarak dağıtıcılar tarafından işletildiği birçok ülke bulunmakta olup, bu ülkelerde rekabet ortadan kalkmamıştır. Tek başına bu durum dahi ‘istasyonların dağıtıcılarca ele geçirilerek rekabetin ortadan kalkacağı’ iddiasının gerçekçi olmadığına, istasyonların dağıtıcıdan başka kişilerce işletilmesinin rekabetin varlığı ve devamının yegane teminatı olarak görülmesinin yanlışlığına işaret etmektedir. Dikey bütünleşik yapılar rekabet açısından her zaman zararlı düşünülmez.”

Mehmet EFE